|
gerekebilir. (Çocuğun her zaman hastaneye yatırılması gerekmeyebilir). Örneğin; kan ve üre için metabolik testler, beynin resimlerinin alınmasını sağlayan Bilgisayarlı Tomografi veya Magnetik Rezonans Görüntüleme gibi tetkikler ve beyin-omurilik sıvısından yapılacak tetkikler.
Normal şartlar altında bu testler çocuğu hiç sıkmaz. Bazen aileler bu tür tetkikleri istemezler, ağrılı olduğunu ve hatta tehlikeli olduğunu sandıkları bu tür testlerin gerekip, gerekmediğine doktor karar verir.
EEG NEDİR? [yukarı]
Her bir sinir hücresi, yüzeyinde elektriksel ve kimyasal süreçlerin olageldiği son derece karmaşık bir yapıdır. EEG “elektroansefalogram” teriminin kısaltılmış halidir ve EEG ile beyin korteksinde bulunan milyarlarca hücrede meydana gelen elektrik olaylarının toplamını yükselterek kaydetmek mümkündür. Diğer bir deyişle EEG bir tür beyin-dalga eğrisidir.
EKG (Kalpte meydana gelen elektrik olaylarını kaydeden lekrokardiyogram cihazının kısaltılması) gibi EEG’ de istenildiği sıklıkta tekrar edilebilen tamamı ile zararsız ve ağrısız bir test metodudur. Çocuğun kafasına lastik bantlar yardımıyla elektrodlar (metal diskler) iliştirilir (Başın bu ölçüm kısımlarındaki saçı kesmeye de gerek yoktur!).
Elektrodlar beyinden aldıkları normal ve anormal elektrik akımlarını EEG cihazı yardımıyla büyültürler. Bu beyin dalgaları da karmaşık eğriler şeklinde kaydedilir ve bunda da “Elektroansefalogram” adı verilir.Normalde bu kayıt işlemi 20-30 dk.sürer. Bazen gerekli bilgi sadece çocuk uykudayken tesbit edebilmektedir. Buna uyku EEG’si adı verilir.(bu yöntem en kolay çocuk bir süre uykusuz bırakıldıktan sonra uygulanır).
Günümüzde EEG epilepsi teşhisinin konmasında en önemli teknik yöntemidir. Birçok vakada beyideki epilepsinin kaynaklandığı noktayı tespit etmektede kullanılabilir.Son olarak EEG ,tedavi sırasında sinir hücrelerinin anormal uyarılmasının azalıp azalmadığı ,eğer azalıyorsa ne hızla azaldığını tespit eder.EEG zeka düzeyi veya karakter hakkında hiçbir tespit yapamaz.
ÇOCUKLUKTA GÖRÜLEN BÜTÜN NÖBETLER EPİLEPSİ BELİRTİSİ MİDİR ? [yukarı]
Bazı çocuklarda epilepsi belirtisi olmayan nöbetler görülür, fakat aslında bunlar gerçekten de epilepsi nöbetleridir. Bununla beraber, bu nöbetler sadece bazı özel durumlarda, yani kısa süreli bazı sağlık problemleri sırasında görülür.
Bu tür nöbetler sadece çok özel durumlarda görüldüğü ve asla epilepsideki gibi kendiliğinden oluşmadığı ve bu özel durumlar dışında görülmediği için bu nöbetlere "seyrek nöbet" yada "seyrek havale" diyoruz.
Havaleler bazen daha büyük bebeklerde veya infantlarda, özellikle de eğilimi olanlarda, bulaşıcı bir hastalığın başlangıcında yüksek ateş varsa görülürler. Bunlara ise "ateşli havale" yada "febril konvulziyon" adı verilir.Bu nöbetler daha sonraki ateşli hastalıklarda da tekrarlayabilir ve 6 yaş civarında kendi kendine sona erer.
Bununla beraber, ateşle birlikte görülen bu tür bir nöbet zararsız da değildir; bazı nadir vakalarda ateşle birlikte gelen nöbetler beyin iltihabı (ensefalit) veya ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Bu nedenle her zaman şu kurala uyunuz; epilepsi nöbetinin meydana geldiği ilk anda ateş olsa da olmasa da doktora başvurunuz.
Ateş olmadan ortaya çıkabilen seyrek nöbetlerin ortaya çıkabildiği diğer durumlar kalsiyum ve sodyum gibi vücut için gerekli olan temel minerallerin eksik olması, özellikle diabetik (şeker hastalığı olan) çocuklarda kan şekerinin düşmesi, zehirlenme, elektrik şoku ve sıcak çarpmasıdır.
Yanlış bilgilendirilen insanlar bu tür nöbetleri genellikle; diş çıkarma sancısı, basit kramplar, karın ağrısı olarak yorumlarlar. Bu tavır hastalığın tedavisinin doğru zamanda başlamasını geciktirebilir ve gelecekte epilepsinin gelişmesine yol açabilir.
Çok yaygın bir görüşün aksine, diş çıkarma çocukta hiçbir şekilde nöbete yol açmaz.
Herbir vakada görülen nöbetlerin nedenleri sadece bir doktor yada hastane tarafından belirlenebilir.
EPİLEPSİNİN TEDAVİ EDİLMESİ ZORUNLU MUDUR ? [yukarı]
Her ne kadar nadiren bazen tedavi edilmeksizin iyileşebiliyor olsa da genellikle tedavi gereklidir. Sorunun ergenlik çağında veya evlendikten sonra her şekilde düzeleceği fikri çoğunlukla yanlış çıkar. Nöbetler aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı tedavi edilmelidirler;
1. Nöbetlerin anormal tepkileri beyinde giderek son derece "kökleşmiş" bir hal alır ve her nöbet bir diğer nöbetin gerçekleşmesi için yolu açar (kolaylaştırma). Ancak bu kısır döngünün kırılması halinde bir tedavi imkanı olabilir. Bu yüzden de erken teşhis ve erken tedavi çok önemlidir. Tedavi ne kadar geç verilirse iyileşme şansı da o kadar azalır.
2. Minör nöbetlere daha sonraki bir aşamada sıklıkla majör nöbetlerde eklenir ki bazen bu durumun gerçekleşmesi epilepsinin başlangıcından aylar hatta yıllar sonra olabilir. Bu yüzden minör nöbetler de tedavi edilmelidir.
3. Çoğu nöbet habersiz geldiği için, bilinç kaybı, boşluk hali, denge kaybı veya düşme gibi belirtilerle gelen nöbetlerde epilepsili çocuklar nöbet sırasında kaza geçirme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Örneğin, çocuğu ağaca tırmanırken, trafikte, bisiklet kullanırken, merdivenlerde, banyo küvetinde veya yüzerken yakalanabilir. Bu açıdan, birkaç saniye süren kısa bir boşluk nöbeti bile çocuk için önemli bir tehlike yaratabilir.
4. Genel olarak, epileptik nöbetler ister minör ister majör olsun, beyin hücrelerinde hiçbir hasara yol açmazlar. Sadece çok sayıda nöbet (Grand mal nöbet) geçirme durumunda, özellikle de "epilepsi hali" tarzında meydana gelirse, oksijen yetmezliğine ve diğer bozukluklara bağlı olarak beyin hücreleri harap olabilirler. Bununla beraber, doğru tedavi uygulanması, uzun süren nöbetler riskini büyük ölçüde azaltacaktır. (Status epilepticus - Epilepsi Hali).
EPİLEPSİ GÜNÜMÜZDE NASIL TEDAVİ EDİLMEKTEDİR ? [yukarı]
En önemli tedavi biçimi sinir hücrelerinin anormal uyarılmalarım azaltan ve beynin normal fonksiyon göstermesin! sağlayan ilaçların uygulanmasıdır. Çocuğunuza en iyi tedaviyi sağlayacak ilaçların hangileri olduğunu ve uygun dozajı sadece doktorunuz belirleyebilir.
Tüm hastalardaki nöbetleri tedavi edebilecek "Garantili ilaç" diye bir şey yoktur. Komşunuzun çocuğunda olumlu etkiler yaratan bir ilaç, sizin çocuğunuz için en yanlış ilaç olabilir.
Doktorun ilaç konusunda uygun düzenlemeyi bulması bazen haftalar hatta aylar alabilir. Aileler doktorun becerisine ve deneyimine sonsuz güven duymalı ve bazen de çok sabırlı olmalıdırlar. Bununla beraber epilepsi tedavisi sırasında sık sık doktor değiştirme'; son derece zararlı olabilir. Doktorunuz tereddüte düştüğü anda, veya gerekli deneyime sahip değilse, elbette bir uzmana danışacaktır. Eğer polikliniklerdeki doktorlar sık sık değişiyorsa ayaktan takibi yapılan hastaların tedavisi sonuç vermeyebilir.
Birçok vakada, tedavi başka nöbetlerin görülmesini engellemiş olsa bile ilaçlar her gün düzenli olarak, birkaç yıl boyunca alınmak zorundadır.ilaçların alınmasına birdenbire son verilirse yaşamı tehdit eden nöbetlere yol açabilir ve tam olarak iyileşmeyi engeller, ilaçların yavaş yavaş bırakılmasının ne zaman mümkün olacağına sadece doktor karar verebilir.
ÇOCUĞUMUN EPİLEPSİNİN TEDAVİSİNE NASIL YARDIMCI OLABİLİRİM ? [yukarı]
Bir ailenin epilepsili bir çocuğa yapabileceği en iyi yardım, onu epilepsili haliyle kabullenmektir. Bununla beraber, bu sizin hiçbir şey yapamayacağınız anlamına gelmez. Doktorla birlikte çocuğunuz için en uygun tedavi yöntemini bulmaya çalışmalısınız.
Anne-baba olarak sizin tedavi sırasında aşağıdaki konulara özel bir önem göstermeniz gerekir:
• Çocuğunuzun ilaçları düzenli olarak ve önerildiği şekilde aldığından emin olmalısınız. Bazı çocuklar özellikle tedavinin başlangıcında ilaç almayı reddedebilirler, bu yüzden bazen çocuğunuzu biraz eğitmeniz gerekebilir. Eğer çocuk ilacı almayı reddederse tabletleri şeker kaplı ilaçlarla veya şurupla değiştirmek işe yarayabilir. (Tabii ki bu ilaçlar da tabletlerin içindeki aynı aktif maddayi içermelidir). Günlük veya haftalık doz bölümleri bulunan hap kutuları oldukça işe yarar.
• Dikkatlice kayıtlar tutmalısınız, yani bir nöbet takvimi veya çizelgesi hazırlamalısınız.Nöbetlerin sıklığı, süresi, günün hangi saatinde olduğu, nöbetlerin nasıl olduğu ve hatta mümkünse nöbete neden olmuş olabilecek etkenleri (ateş, uykusuzluk, kızlarda regl) kesin ve doğru biçimde kaydetmelisiniz. Doktora gittiğinizde de bu çizelgeleri yanınızda bulundurmalısınız.
• Doktor randevularınızı da kaydedin. Doktorunuzun çocuğunuzu düzenli aralıklarla görmesi (epilepsinin türüne ve hastalığın seyrine bağlı olarak değişecek sıklıkta), muayene etmesi ve gerekli önerilerde bulunması çok önemlidir.
• Nöbete neden olabilecek durumlardan kaçınınız. İlaç tedavisinin yanı sıra sağlıklı ve duyarlı bir yaşam tarzı hastalığın iyileşmesine yardımcı olur. Aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluktan kaçınılmalı, uyku ve uyanma düzeninde bir değişiklik olmamalıdır. Uykusuzluk özellikle hastalığa eğilimi olan çocuklarda nöbetin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla, epilepsili bir çocuğun uykusunu iyi aldığından emin olunmalıdır. Deneyimler göstermiştir ki; uykusuzluk problemi gençlik çağında, özellikle de ergenlik çağında artmaktadır ve nöbete yakalanma riski bulunan insanların yeterli uykuyu almaları son derece önemlidir.
Epilepsili çocuğunuzun beslenme rejimi normal bir beslenme gibi yeterli vitamin ve mineralleri içermelidir. Hiçbir tür besin maddesinin nöbetlere yol açtığı veya eğilimi arttırdığı tespit edilmemiştir. Bunun tersine, hiçbir beslenme türü de bu nöbetlerin gerçekleşmesin! engelleyemez.
Bir istisna; ketojenik diyet çok nadir vakalarda çocukta görülen nöbetlere olumlu etkiler yapar. Bu tür beslenme temel olarak yağ ve proteinden oluşur ve kandaki asitleşmeyi artırarak nöbeti engelleyen bir etki yaratır.
Buna karşın, bu beslenme türü, her zaman işe yaramadığı ve sıklıkla ilk olumlu etkiden sonra etkisini kaybettiği ve çocuklar bu tür beslenmeye fazla tolerans göstermeyi?, bu yiyecekleri reddettiği için sadece istisnai vakalarda kullanılabilmektedir.
Alkol alımı da epilepsi nöbetlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.Bazı epilepsi türleri, özellikle ergenlik çağında ve okul çağındaki çocuklarda "alkole hassas" tırlar. Dolayısıyla epilepsisi olan çocuklar ve ergenlik çağındakiler alkolden kesinlikle kaçınmalıdırlar.
İLAÇLAR ZARARLI MIDIR ? [yukarı]
Prensip olarak tüm ilaçların ters etkileri vardır (arzu edilen etkilerinin yanında yan etkilerinin de olması gibi). Doktorun belirlediği dozajlarda kullanılırsa epilepsi için kullanılan çoğu ilacın ya hiç yan etkisi yoktur ya da uzun vadede zararlı olmayan hafif yan etkileri vardır.
Doktorunuz epilepsi tedavisinde kullanacağı ilaçları öylesine tespit edecektir ki, ilaçlar sadece istenen etkiyi sağlar ve hiçbir yan etki görülmez yada çok belli belirsiz yan etkiler olur. istisnai durumlarda epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar ciddi yan etkilere yol açabilir. Tedaviye başlamadan önce, doktorunuz size olası yan etkilerden ve bunları nasıl tespit edeceğinizden bahsedecektir. Fakat çoğu epilepsili çocuk, ilaçları sorunsuz tolere etmektedir.
Nadir yan etkilerin mümkün olduğunca çabuk tespit edilebilmesi için çocuğunuz tüm tedavi süresince düzenli tıbbi gözlem altında tutulmalıdır.Doğal olarak kontroller tedavinin başlangıcında daha sık olacaktır.Doktorunuz düzenli aralıklarla ilaç tolerans testleri uygulayacak, kan sayımı yapılacak ve karaciğer fonksiyonları incelenecektir. Bazı nadir vakalarda da idrar kontrolü yapılır. Doktor ayrıca ilaçların kan düzeylerini (plazma konsantrasyonları) ölçerek dozajın yeterli olup olmadığım, çok mu az, yoksa çok mu fazla olduğunu ve ilaçların düzenli olarak alınıp alınmadığım tespit edecektir.
Birçok ilaçta olduğu gibi epilepsi tedavisinde kullanılan etken maddeler bazen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına (allerjilere) yol açabilir. Örneğin; deri döküntüleri, bezelerde şişme ve ateş.
Eğer çok fazla ilaç alınırsa aşırı doz semptomları (örneğin; uyuşukluk, hassaslık, titreme, görsel bozukluklar veya yürüyüş bozuklukları) görülebilir. Bu tür belirtiler genellikle dozajın azaltılmasıyla ortadan kalkar.
Eğer anormal semptomlar tespit ederseniz hemen doktorunuza haber vermelisiniz. Böylece doktorunuz gerekiyorsa tedavi biçimini değiştirebilir. İlaç dozajım hiçbir koşulda asla kendi başınıza azaltıp artırmamalısınız.
EPİLEPSİ CERRAHİ YÖNTEMLERLE DE TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ ? [yukarı]
Vakaların çoğunluğunda epilepsi ilaçla tedavi edilmektedir. Bununla beraber, nadir vakalarda cerrahi yöntemlerle de tedavi mümkün olabilir ve tavsiye edilebilir (Cerrahi Epilepsi Tedavisi-Epilepsi Ameliyatı). Temelde bu tür cerrahi müdahaleler şu koşullar altında gündeme gelir:
• Epilepsi parsiyeldir.
• Ayrıntılı ve tam incelemeler yapılmalı ve böylece hastadaki nöbetlerin her zaman beynin aynı bölümünden kaynaklandığından emin olunmalıdır (Epilepsi birkaç farklı odaktan kaynaklanıyor olmamalıdır).
• İlaç tedavisi istenen sonucu vermiyordur.
• Nöbetler hastanın yaşam kalitesinde belirgin biçimde bozulma yaratıyordur; bir başka deyişle, nöbetlerin sona ermesi hastanın yaşam kalitesin! büyük ölçüde yükseltecektir.
• Ameliyat nedeniyle olabilecek "sekel" riski en az düzeydedir.
• Çocuk ve aile bu ameliyatın yapılmasını kesin olarak istiyorlardır.
Epilepsi ameliyatı, sadece çok özenli yapılmış incelemelerden sonra düşünülmeli ve gerçekleştirilmelidir. Bu incelemeler (karmaşık EEG kayıtları, görüntüleme işlemleri) en uzmanlaşmış merkezlerde yapılmalıdır. Bu "ameliyat öncesi tetkikler" çoğunlukla ameliyatın kendisinden daha karmaşık ve streslidir. Diğer yandan, umutsuz vakalarda epilepsi ameliyatı inanılmaz derecede iyi sonuçlar verebilmektedir.
Epilepsi ameliyatı için hiçbir yaş sınırı yoktur, bebekler bile ameliyat olabilir. Aslında, hasta ne kadar gençse ameliyatın sonucu da o kadar iyi olacak gibi gözükmektedir. Fakat tüm epilepsi hastalarının sadece % 2 ila % 4'ü epilepsi operasyonu için aday olarak değerlendirilebilirler.
EPİLEPSİ TEDAVİSİNİN BAŞARILI OLMA ŞANSI NE KADARDIR ? [yukarı]
Tedavinin amacı epilepsiyi tamamen iyileştirmektir. Artık ilaç almadığı halde bile nöbetler görülmüyorsa hasta iyileşmiş demektir, ilaçlarla da olsa nöbetlerden kurtulmak mükemmel bir sonuçtur.
İstatistiksel verilere göre eğer günümüzde mevcut olan ilaçlar doğru kullanılırsa tedavi sonucu şöyle olacaktır. Her 10 hastadan 6 tanesinde artık hiç nöbet görülmeyecek ve 2 tanesi büyük ölçüde iyileşecektir. 2 tanesi için yeterli yardım henüz mümkün değildir.
her 10 hastadan
6 tanesinde artık hiç nöbet görülmeyecektir
2 tanesi büyük ölçüde iyileşecektir.
2 tanesi için yeterli yardım henüz mümkün değildir
Geçtiğimiz birkaç yıl içinde epilepsi nöbetleri ve türleri hakkında bilgimiz büyük ölçüde artmış ve epilepsiye karşı yeni ilaçlar bulunmuş ve geliştirilmiştir. Önümüzdeki birkaç yılda ise, konu hakkındaki bilgilerimizin artmasında ve daha iyi ilaçlar geliştirilmesinde başarılı olmamız beklenebilir. Dolayısıyla bugüne kadar tedavi edilemeyen kişiler için hala bir umut vardır.
Buna ek olarak ilaçlarla yeterince tedavi edilemeyen hastaların yaklaşık % 10'u epilepsi ameliyatı geçirebilir. Bu tür bir ameliyatın başarılı olma şansı epilepsinin türüne bağlı olarak % 50 - % 90 arasındadır.
EPİLEPSİ TEDAVİSİN DE 'ALTERNATİF’ YÖNTEMLER BAŞARILI MIDIR ? [yukarı]
İnsanlar bazen, özellikle de tedavi hemen sonuç vermezse veya sadece kısmi bir iyileşme görülürse modem tıbba güvenlerini kaybedebilirler.
Bazı aileler, belki de dergilerde, radyo ve televizyonlarda gördükleri sansasyonel haberlerden cesaret alarak, doğal ilaçlar öneren doktorlara, homeopatislere veya tıp doktoru olmayan bazı kişilere başvururlar. Bu tür yerlerde aileye sıklıkla, hastanın o güne kadar aldığı ilaçları kesmesi gerektiği, çünkü bu ilaçların içeriğinde vücudu zehirleyen ve zihinsel bozukluklara yol açan kimyasal maddeler bulunduğu söylenir.
Bu tür yerlerde önerilen tedaviye başlanmasıyla, homeopatik etkenlerle, taze ve kuru hücrelerle, iğnelerle, gizli güçleri olduğu söylenen tozlarla, mıknatıslarla, elektrik verme yöntemleriyle herhangi bir iyileşme görülmesi yerine son derece ciddi hasarlar meydana gelir, çünkü epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar birden bire kesilmiştir. Bu durum epilepsi haline (status epileptikus) bile neden olabilir.
Eğer nöbetler sona ermezse ve hatta daha sık görülmeye baslarsa, bu tür doktorlar veya doktor olmayan kişiler genellikle bu nöbetlerin zararsız olduğunu ve hatta hastalığın iyileşmesi için gerekli olduğunu bile iddia ederler (!).
Bu tür, geçerliliği bulunmayan alternatif yöntemlerin kullanılması sadece boşa harcanan para açısından değil, epilepsili çocuğun içine düşürüldüğü ek tehlike içeren durum açısından da trajiktir. Akupuntur da ara sıra kullanılmaktadır fakat bu yöntem de çocuklarda epilepsiyi tedavi edememektedir. Benzer olarak "biofeedback" yönteminin de henüz epilepsi tedavisinde yeterli derecede etkili olduğu kanıtlanmamıştır.
Psikoterapötik yöntemler, epilepsi hastaları ve ailelerinin hastalığa bağlı psikolojik sorunlarında yardımcı olsalar dahi 'epilepsi tedavisi' olarak uygunluğu sorgulanmaktadır.
|